Yüzme sporu ile uğraşanların spora ilk başladıkları günden itibaren fiziksel gelişimlerinde önemli farklılıklar gözlenir. Bu gelişmeler, kişinin tüm yaşantısına etki edecek gelişmelerdir. Yüzme sporu tüm vücut kaslarının kullanıldığı temel spor dallarından birisidir. Su direncine karşı yapılan bir spor olması nedeniyle kas kuvveti ve genel direncin gelişimine önemli katkılar sağlamaktadır. Yüzme, vücudu aşırı zorlayarak egzersize bağlı ağrılar yaşatmayan bir spor dalıdır. Vücudun sağlıklı ve dinç kalmasını sağlayan yüzme, vücuttaki tüm organları çalıştırarak organların körelmelerini önler. Suda yapıldığından bir rahatlama hissi verir. Su ortamı yer çekiminin etkisini % 90 azalttığından, suya girildiğinde gün boyu bacaklara binen yükün etkisi bu oranda azalır. Yüzmede eklemlere binen bir yük olmaz bu yüzden özellikle kireçlenme ve bel sorunları olan kişilere doktorlar tarafından önerilen tek spordur.

Özellikle yüzme branşının çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine olan katkısı yapılan birçok bilimsel çalışmada ortaya çıkartılmış ve çocukların bu branşa yönlendirilmesi konusunda önemli çalışmalar yapılmıştır. Yüzmenin spor olarak yapılması çocuğun biyomotorik özelliklerinin gelişmesinin yanı sıra sağlıklı bir postür gelişimi, düzgün bir duruş yeteneği de sağlar. Yapılan çalışmalar yüzme sporu ile uğraşan bireylerin bağışıklık sistemlerinin daha kuvvetli olduğunu saptamıştır. Bilindiği gibi yüzme sporunun akciğer anatomo- fonksiyonel gelişimi üzerine etkisi önemlidir. Yüzmede kontrollü nefes tutuş, uzun ve yoğun antrenmanlar solunum parametreleri üzerine artırıcı bir etki göstermektedir (1).

Düzenli ve programlı olarak yapılan antrenmanlar organizmayı olumlu yönde etkiler. Bu etkiler en çok kas sistemi, dolaşım sistemi ve solunum sistemi üzerinde yoğunlaşır (2).

Kalp-Dolaşım Sistemi Üzerindeki Etkileri

Kalbin dakika volümünün artması, dokuların oksijen ihtiyacının karşılanması açısından çok önemlidir. Bilindiği gibi, kalbin dakika volümünün artması, öncelikle atım volümünün (her atımda pompalanan kan miktarı) ve de kalp atım sayısının artırılması ile olanaklıdır. Su içindeki yatay pozisyon, kalbin atım volümünün ayakta duruşa oranla daha iyi olmasını sağlar. Çünkü bu pozisyonda, kalbin kan ile doluşu daha iyi olur. Su içinde, suyun kaldırma kuvveti yerçekimine karşı koyar. Bu konumda kalp, kanı yer çekimine karşı atmak zorunluluğunda kalmaz. Ayrıca, suyun kaldırma kuvvetinin yer çekimini karşılaması ve suyun alt ekstremitelere uyguladığı hidrostatik basınç, havada dik durumda iken karşılaşılan “Kanın alt ekstremitelerde toplanma eğilimini” elimine etmektedir. Düzenli antrenmanların kalp dolaşım sistemi üzerine yaptığı olumlu etkiler şu şekilde sıralanabilir;

  1. Antrenman ile kalbin dakika volümü artar.
  2. Antrenman sonucunda kalp kaslarında hipertrofi meydana gelir. Bu gelişmeyle, kalbin pompaladığı kan daha güçlü biçimde organizmaya dağıtılır.
  3. Kalp, antrenman ile daha ekonomik çalışma yeteneği kazanır.
  4. Kalp kaslarına gelen oksijen miktarı artar. Daha fazla oksijen ortamında çalışan kalbin yüklenmelere olan direnci artar. Kalp atım sayısı yüklenme sonrası daha çabuk normale döner ve yorgunluk daha çabuk ortadan kalkar.

Solunum Sistemi Üzerindeki Etkileri

Temel görevi, kana oksijen vermek ve kandaki karbondioksiti almak olan solunum sistemi, ağızdan ve burundan başlayarak akciğerde sonlanır. Ağızdan ve burundan alınan hava “trakea” adı verilen ve havanın iletilmesini sağlayan boru yoluyla akciğerlere gelir. Akciğerlere gelen ve akciğerlerin yapısında bulunan “alveollere (hava kesecikleri) yerleşen havada % 14–15 oksijen ve % 4,9–6,9 oranında karbondioksit vardır. Çevresi kılcal damarlarla sıkı bir şekilde çevrilmiş olan alveollerle kılcal damarlar arasında gaz alışverişi

olur. Gaz değişimi difüzyonla meydana gelir. Örneğin, vennler (toplardamar) içinde akciğerlere gelen karbondioksitten zengin kan, akciğer yapısındaki alveol keselerine geçerken burada bulunan oksijen de kana geçer (Yüzme, 2009). Yüzücüler yarış ve antrenmanlarının büyük bir kısmını su içinde geçirdiklerinden değişik fizyolojik özelliklere sahiptirler. Bu özellikler;

  1. Su içindeki bir insanda, su göğüs üzerinde bireyin su içindeki derinliğine bağlı olarak bir basınç, hidrostatik basınç uygular. Bu durumda solunum kaslarına düşen yük artar.
  2. Suda solunum kol devriyle uyumlu olarak yapılmalıdır. Sırtüstü stil hariç ekspirasyon suda yapılır ve bu esnada oldukça yüksek sayılabilecek bir basıncın (50-100 mm/H2O) yenilmesi gerekir. Bu durumda inspirasyon genellikle kısa olur.
  3. Yüzmede horizontal durum solunum için uygun olmayan biyomekanik bir durumdur.
  4. Yüzücülerde solunum yolunun direncinin arttığı görülmüştür. Birçok araştırmacı, yüzücülerde vital kapasiteyi % 6 – 13 arasında daha yüksek bulmuşlardır. Astrand, 30 kız yüzücüde vital kapasite, total akciğer kapasitesi, fonksiyonel rezidüel kapasite ve bir saniyedeki zorlu ekspirasyon volümlerini benzer yaştaki kontrollere oranla % 13- 10 oranında yüksek olduğunu yalnız rezidüel volümün değişmediğini gözlemiştir (2).

Sinir Sistemi Üzerindeki Etkileri

Yüzme, tüm vücudun hareket ettirildiği bir spor olduğu için sinir sistemine etki yapan en önemli spor dallarından biridir. Suyla ilgili tüm çalışmalarda, sinir sistemindeki etkiler duyu organlarının devreye girmesiyle gerçekleşmektedir. Burada duyu organları ve sinir sistemi bir bütünlük içersinde çalışmaktadır. Su içerisinde yapılan her çalışmada suyla ilgili ayrı bir rehavet ve canlılığın hissedilmesi sinir sisteminin rahatladığını gösterir. Yıkanırkenki rahatlama duygusu veya yüzme sonrası canlılık, sinir sisteminin dinlenmesi sonucu ortaya çıkar. Yüzme ortamının iyi olması, eğitmenin kalitesi ve ortamdan hoşnutluk da diğer faktörler olarak sinir sisteminin dinlenmesine yardımcı olan unsurlardır. Yüzme sonrası görülen rahatlamalar yoluyla insanlarda aşağıda sıralanan davranışların geliştiği bilinmektedir:

  • Güven duygusunun artması
  • Korkunun yok olması
  • Yapılacak bir işe adaptasyonun daha kolay sağlanması, dikkatin dağılmaması
  • Disipline olma
  • Daha aktif bir yaşam ve başarma güdüsünün artması.

Kas – İskelet Sistemi Üzerindeki Etkileri

Yüzme sporunun kas-iskelet sistemi üzerinde birçok olumlu etkisi vardır. Bunlar;

  • Kas kuvvetinin korunması ve arttırılması,
  • Kas tonusunun korunması ve düzenlenmesi,
  • Vücut segmentlerini hareket ettiren aksi grup kaslar arasındaki dengenin sağlanması,
  • Kas-eklem kontrolünü arttırarak stabilitenin sağlanması,
  • Eklem hareketliliğinin korunması ve arttırılması,
  • Kas ve eklemlerin esnekliğinin korunması ve arttırılması(fleksibilite),
  • Hareket alışkanlığının ve fiziksel aktivite toleransının artması(kondisyon ve dayanıklılık),
  • Fiziksel aktivite içerisinde yapılan hareketlerin daha fazla tekrar sayılarında yapılabilecek oranda gelişmesi (endurans),
  • Reflekslerin ve reaksiyon zamanının gelişmesi,
  • Vücut düzgünlüğünün ve postürün korunması,
  • Vücut farkındalığının geliştirilmesi,
  • Denge ve düzeltme reaksiyonlarının gelişmesi,
  • Yorgunluğun azaltılması,
  • Kas kasılması ve aktivitenin etkisiyle kemik mineral yoğunluğunun korunması ve osteoporozun önlenmesi,
  • Kas dokusunca kullanılan enerji ve oksijen miktarının artması,
  • Olası yaralanma, sakatlık ve kazalara karşı bedensel korunma geliştirmesi şeklinde sıralanabilir (3).

KAYNAKAR
1) Baltacı, A. Kasım (1980), Çocuklarda Yüzme Egzersizinin Solunum Parametrelerine

Etkisi, , Selçuk Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü.
2) Çetinkaya, Servet (2004-2005), Yüzme Ders Notları, Trakya Üniversitesi.
3) Baltacı, A. Kasım (1980), Çocuklarda Yüzme Egzersizinin Solunum Parametrelerine

Etkisi, Selçuk Üniversitesi, Sağlık Bilimleri

Enstitüsü.

Kategoriler: Genel

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir